3 Nisan 2012 Salı

KONTES

Miniciğim diyemem belki ama ufağım yani. 1.5 yaşında bir canavarım resmen :) Yerinde duramayan, hoplayan, zıplayan küçük bir canavarım,ele avuca sığmayan. (hoş ben hala öyleyim :))
Bir gün karşı dairemize bir aile taşınıyor. Evimiz bahçeli olduğu için, içeride olup bitenleri görebiliyoruz haliyle. Bir tane bebek var. Bir annesinin kucağında, bir babaannesinin kucağında,elden ele dolaşıyor. Babam da anneme,'' git annesinden ufaklığı istede sevelim'', diyor. Annem çekiniyor tabiki; ''Dün 1, bugün 2 isteyemem ben'', diyor. Ama babamı kırmayıp gidiyor ve o bebeği alıp bize getiriyor.Annesi hiç birşey sormadan vermiş bebeğini. Küçücük, ufacık bi bebek.Lakabı KONTES oldu :) Ben hatırlamıyorumda, evdekiler anlatıyor :) Neyse,kıskanç bi çocuk olduğum için, babam severken kıskanmışım önce ama sonra bende onunla oynamaya başlamışım.
Gel zaman git zaman daha çok vakit geçiriyoruz ailecek. Onlar bize, biz onlara. Bir gün annemler koyu sohbete dalmışlar, bebişle beni unutmuşlar. Bendeniz canavar, bebeğin nazar boncuğu takılı olan iğnesini çıkartmışım, tam kafasına batıracakmışımki; annem görüp, bebeği kurtarmış. Amacım neydi ki acaba ?
O günden sonra benimle bebeği tek başına bırakmadıklarını çok iyi hatırlıyorum.
5-6 yaşındayım.Bizim televizyonumuz yok ama kontesin televizyonu var ve bütün gün seyrediyor. Dolayısıyla beni ihmal ediyor. Annem beni eve getiriyor. Ben annemin dalgınlığından istifade ederek evden kaçıp, onların balkonundan geçip eve giriyorum. Bu böyle uzun zaman sürdü. Sabahın köründe başlayıp, gece uyuyana kadar. Neyse babam televizyon aldıda, herkes rahatladı. Sonra biz sıkıldık tabi televizyon izlemekten. Bisiklet aldılar,düşe kalka binmeyi öğrendik.Çamura bulandık,birbirimizi çekiştirdik.Evcilik oynardık,ikimize de aynı oyuncaklar alınırdı. Bebeklerimiz aynıydı,kıyafetlerimizin modeli aynı rengi farklıydı :)
Benim havucum kayboldu,yemek pişiremiyorum. Yer yarıldı, yerin dibine girdi sanki. Gidip kontesin havucunu aldım,çünkü onun iki tane havucu vardı. Sonra beni annesine söyledi, annesi de anneme söledi. Esra'nın havucu gene gitti.
Bir gün annem, onların evine fare kapanı kurdu. Bahçeden fare girmiş eve, ve kontesin annesinin ödü kopuyor fareden. Neyse fındık faresi yakalanmış kapana, ağlıyor. Kontes almış eline ekmeği,ufalayarak fareye atıyor ve diyorki; '' ağlama ağlama annen gelecek'' :))) Annesi ve annem bunu duyunca bir kahkaha patlatıyorlar tabiki.
Annesinin rujlarını,ojelerini alıp gizli gizli makyaj yapardık. Rujları kırılmış olarak geri koyar, ojeleride bitirirdik. Topuklu terlikleri giyip, düşe kalka yürürdük. Dizlerimiz kanardı ve biz vazgeçmezdik.
Sonra onlar gittiler. Başka mahalleye taşındılar. Artık karşımda bomboş bir ev vardı kontes yoktu. Çok ağladım o giderken. Artık yapayalnızdım.
Annelerimiz birkaç günde bir bizi parka götürürler, birbirimize bırakırlardı. Ama karşımızda oturmaları gibi olmazdı. Vakit sınırlıydı ve hemen geçerdi.
Okul telaşı başladı hayatımızda. Yepyeni bir hayatımız oldu, yepyeni arkadaşlarımız.Kontesle çok görüşemez olduk. Büyüdük,genç kız olduk. Okulumuzu bitirdik,iş hayatımız başladı. Ama o benim hayatımdan hiç çıkmadı ve asla çıkmayacakta. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, o benim herşeyim. O benim kardeşim, o benim dostum, o benim sırdaşım, benim çocukluk arkadaşım, O benim canım.
Hayata bakış açımız, yaşadıklarımız farklı bile olsa.
Kimseye değişmem onu.Her ne olursa olsun.
Dış görünüşe göre yargılayan çok olur, ağızlarını kapatırım.
Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol, derler ya. Kontes o düşünceyi değiştirecek. Olduğu gibi görünmüyor, göründüğü gibi de olmuyor.
Gözde'm hayatımda herkes gelir,gider.
Herkes unutulur.
Kavga etsek de, hep bir olduk ve bundan sonra da bir olacağız.
Kim ne derse desin, umrumda bile değil, olmayacakta.
Bu yaşıma kadar hayatımdaydın ya bundan sonra da hep olacaksın.
SENİ ÇOK SEVEN ARKADAŞIN ESRA:)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder